Zeki Taşçı

19 Mart 1947 tarihinde 2. Dünya Savaşı’nın kıtlık yıllarında, fakir bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.

1950’lerde dünyanın tüm kolonilerinde sömürge idaresine başkaldırış ile birlikte Kıbrıs’ta da EOKA örgütünün kurulması ve 5 yıl süren Rum-İngiliz-Türk kargaşa ve çatışmalarına tanık oldu. Ortak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşu, ancak 3 yıl sonra 1963 Türk-Rum çatışmaları sonucu yıkılışıyla Türkler’in içine düştüğü yoklukları ve acıları yaşayan Zeki Taşçı, lise son sınıftayken eğitim hayatını mücahit- öğrenci olarak sürdürüp 1964’te liseden mezun oldu. 3,5 yıllık zorunlu mücahitlik döneminde harçlık çıkarma amaçlı olarak seyyar gazete satıcılığı yaparak, 1967’de yüksek öğrenim için İstanbul’a gitti ve burs için istemediği, benimsemediği bir eğitim görerek, 1972’de Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Aynı yıl İstanbul’da okuyan Işıl Taşcı ile evlenip Kıbrıs’a dönen Zeki Taşçı, Türk tarafındaki büyük işsizlik gerçeği içinde inşaat işçiliği dahil, muhtelif geçici işlerde çalıştı.

En son 1973’te, bir reklamevinde çalışırken mesai haricinde, eşiyle birlikte mağazalara vitrin dekorasyonları yapmaya başladı ve 1974 Şubatı’nın sonunda bu durumdan rahatsız olan işverenin işlerine son vermesi ile bir hafriyat şirketinin ofisini ortak kullanmak, ayrıca o şirkete sekreterlik yapmak ve üzerinden de kira ödemek koşullarıyla eşiyle birlikte Işıl Reklam’ı kurdu. İlk ofis mobilyaları; yine kendisinin, babasıyla birlikte yaptıkları bir masa ve bir duvar kitaplığı ile ofisin malı ve boyayarak adam ettikleri paslı demir sandalyelerdi (1 Mart 1974).

Ülkede had safhada olan işsizliğe rağmen ilk aylardan kiralarını ödemeyi ve karınlarını doyurmayı başaran çiftin işleri, ne var ki 15 Temmuz’da başlayan Rumlar arası çatışmalar ve ardından 20 Temmuz Barış Harekâtı ile tekrar sıfırlandı ve karın doyurmak için Zeki Taşçı’nın 6 ay süren mücahitlik dönemi yeniden başladı.

Kıbrıslı Türkler’in yaşamları yeni bir olgu ile yapılanırken ilk işleri Hürriyet Gazetesi Girne ofisinin tabelasını yapmak oldu ve aldıkları ilk para, ilk oğullarının doğum masraflarını karşılamalarına yardım etti. Bu dönemde mücahitlik sürerken Orman Dairesi’ne de mühendis olan Zeki Taşçı, geceleri nöbet, gündüzleri ise savaş nedeniyle yanan ormanların temizlik ve ıslahı ile ağaçlandırılması ve yavaş yavaş kıpırdayan iş ortamında, evin bir odasında, buldukça tabela işleri yaparak çalıştı. İşin gerektirdiği her tekniği (elektrik, zımpara, boya, fırça, kaynak, ahşap-plastik-metal işleri), bilmediklerini de öğrenerek uyguladı. 1976’nın sonunda mühendislik yaşamı son buldu ve tam mesai olarak kendi işine yöneldi. Kişisel olarak en çok başarabildiğini; işini en yüksek seviyede önemsemek, işe zamanında gitmek, işten zamanında çıkmak ve iş çıkışlarından itibaren işi, işle ilgili sorunları kafasından silebilmek olduğunu ifade eden Zeki Taşçı, iki defa emekli olmasına rağmen, biraz yavaşlayarak da olsa hala çalışıyor. (44 yıl)

 

Işıl Reklam’ın Gelişimi

1975-1976’da grafik bölümünü daha büyük bir ofise, evin bir odasındaki atölyelerini de kiraladıkları bir dükkâna taşıdılar.

1970’lerin ikinci yarısından itibaren her yıl KKTC fuar dekorasyonlarını, ardından 1980’lerde, Enternasyonal İzmir Fuarı’na katılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 350 m2’lik teşhir pavyonunu (4 yıl süre ile) tüm donanım ve ekipleriyle birlikte İzmir’e giderek yaptılar.

1977 yılı sonunda 3. kez ihale edilen (ilk iki defasında sonuçlandırılmamış olan) Ercan Uçak Alanı reklam alanları ihalesini kazandılar ve Türk reklamcılığında ilk kiralık pano işini başlattılar. Zaten 1975’ten itibaren yapılan müşteri talebi doğrultusunda yol panolarını yapmaktaydılar. İhalenin kazancı ile 1978’de yeni açılan Lefkoşa Organize Sanayi Bölgesi’nde reklam tesisi temellerini atan ilk reklamcı oldular. Her yıl ilâvelerle tesisi büyütüp, makine parkurunu da geliştirerek reklamcılığı sanayileştirme yönünde öncü oldular.

1979’da kendi stüdyolarını kurarak Türk toplumundaki radyo reklamlarını yapan ikinci kuruluş oldu.

1980 yılının başlarından itibaren Avrupa, Amerika ve Çin reklam fuarlarını defaatle ziyaret ettiler.

1980’lerin sonlarında Türkiye Reklamcıları ile eş zamanlı olarak, bilgisayar destekli ilk plotteri Kıbrıs Türk tarafına getirttiler, ona bağlı olarak Alman Aslan marka folyoların bayiliğini aldılar. Yine aynı dönemde germe vinili ilk kullanan reklamcı oldular ve yavaş yavaş fırça işçiliğini (resimler hariç) azaltmaya başladılar. Bu arada şehir merkezindeki ofisi ve stüdyoyu da sanayi bölgesine taşıdılar.

1992’de ahşap atölyesi kurdular ancak Körfez Krizi nedeniyle üretime biraz geç başladılar. Bu arada pek çok da ekonomik kriz yaşadılar. 1990’ların ikinci yarısında market raf üretimine yönelik makine yatırımları ve Türkler’in raf ihtiyacını da karşılayabilecek ilk firma oldu.

2000’lerin ortalarında 1800 m2’lik mobilya teşhir ve satış mağazası inşa ettiler, ardından diğer şehirlerde hem reklama hem mobilya satışına yönelik şubeler açtılar.

Fuarları takip sayesinde teknolojik tüm yenilikleri (CNC rooter, lazer, plazma ve dijital baskı makineleri gibi) hep ilk getiren ve kullanan kuruluş oldu.

2000’lerin ilk yarısında ilk açıkhava kiralık reklam panoları uygulamasını başlattılar, bugün en geniş ağı (yüzlerce görsel alanı) olan bir kuruluş. Bu alanda prizmatik ve rollermatik panoları getirtip kullanan ilk firma oldu.

1997’den itibaren iki oğulları da reklamcılık eğitimi görmüş olarak şirkete katıldılar ve hemen eşit ortaklıkları tescillendi. Bugün Işıl Reklam Ltd. 4 direktörlü bir şirket.

Soğuk savaş yılları anlayışının egemen olduğu iş yaşamları dönemlerinden itibaren hep hükümetlerin ambargoları altında yaşamalarına rağmen, yıllar içinde pek çok (yüzlerce) çalışanları, iş arkadaşları oldu, bazıları onlarla başladı, emekli oldu ve bazıları ise hâlen çalışıyor.

Bugün sektörde çalışan pek çok tabelacı, reklamcı; ister usta, ister patron, ister işçi olsun ilk tecrübelerini Işıl Reklam’da kazanmışlardır denebilir. Geçici veya kalıcı çalışanlar arasında; iş adamı, doktor, politikacı hatta başbakan olanlar çıktı.

Pek çok rakip firma (Pepsi-Coca Cola, sigaracılar, gıda dağıtıcıları, araba markaları, beyaz eşya markaları, P&G-Unilever gibi) aynı dönemlerde Işıl Reklam ile çalışmayı hep uygun görebildiler; çünkü ilişkileri hep dengede tutmayı başardılar.

Her zaman iş etiğine önem verdiler, en iyi işi çıkarmaya gayret ederken her zaman yaptıkları işin arkasında durdular. Müşteriye zamanında dönmeye, işi zamanında yapmaya azami özeni gösterdiler. Bu arada çalışan iş arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde de dostluğa ve iş disiplinine, iş ahlâkına ve onların haklarına her zaman saygı gösterdiler, sosyal haklarını hep zamanında karşıladılar.

Tüm bunları yaparken de “çalışmak için yaşamak” yerine “yaşamak için çalışmak” felsefesini hep önde tuttular. Hobilerini, amatör düzeydeki sosyal, kültürel ve sportif etkinlikleri hiç ihmal etmediler. Bol seyahat ettiler ve dostluk ilişkilerini hep önde tuttular.

 

 

30

16

14

1710

612

 

Bu yazıyı paylaş: