Orhan Seyri

1935 yılında Bursa, Yenişehir’de dünyaya geldi.

60 sene severek yaptığı mesleğini kazanabilmek için 1953 yılında on yedi yaşındayken Ankara’ya geldi. Ulus Posta Caddesi’nde mesleğin duayenlerinin iş yerleri toplu halde bulunurdu: Şaban Apartmanı’nın altında mesleğin duayenlerinden Ankara Dekor Eşref Baba, bitişiğindeki Erkmen Han’da Remzi Eroğul, onun bitişiğinde eski Ankara evi üst katında genç Orhan Örs, biraz ileride kıymetli hocaları Hayri Altınfırça, karşı sokakta mesleğin çok bilgili danışmanı Cem Özler, bir üst sokakta Emin Usta, daha sonraları Baki Torunoğlu, halin karşısındaki merdivenlerde Kemal Öğütücü, bir başka yerde Cevat Usta, Samanpazarı Şair Kemal Kumbağı ve yine mesleğin dalı olan sinema afiş ustaları Kazım, Erdoğan Ustalar, sokağın kalfalarından Müfit Yener, Bekir Ağabey, çıraklar ise İzzet Halkman, Osman, Erol, Ertuğrul, Ömer, Hanefi…

Orhan Seyri de o dönemlerde Remzi Eroğul’un yanında çalışıyor, Adana’dan Ankara’da askerliğini yapmakta olan Celal Yapar ve kendi atölyelerinin kalfası Recep Bulut’tan fırça talimleri alarak mesleği öğrenmeye çabalıyordu. Bir yıl sonra Orhan Usta’nın yanına geçti. Orhan Usta Almanya’ya gidince atölyeyi Orhan Seyri devraldı. Emlak Bankası ve Devlet Tiyatroları’nın afiş ve tabela işlerini yaparken Genel Müdür Muhsin Ertuğrul, Orhan Seyri’yi kadroya alarak O’na büyük bir imkan sağladı. Orada Turgut Zaim, Tarık Leventoğlu, Hüseyin Mumca, Refik Eren gibi dekoratörlerin yanında oyunların maketlerinin teknik resim ve imalatlarında çalıştı.

Bu arada tabela işinden hiç kopmadı. 1978 yılında istifa ederek serbest çalışmaya başladı. 2014 yılına kadar 36 sene DYO boya ve malzeme satışı yaparken serigrafi baskı ağırlıklı olarak mesleğine devam etti.

Sanattan emekli olunmadığını vurgulayan Orhan Seyri, evinde bir şeyler üretmeyi bırakmadan emekliliğini sürdürüyor.

Orhan Seyri “Sanattan emekli olunmuyor, evimde bir şeyler yaparak yaşıyorum” diyor.

Bu yazıyı paylaş: