M. Fatih Özcan

1959 yılında Siirt’de doğdu. Bu mesleğe başlaması, amcasının önayak olmasıyla tanıştığı çok değerli bir ressam sayesinde oldu. O ressam Mehmet Fatih Özcan’ın bugünlere gelmesinde en büyük etkenlerden biriydi. Tanışma ziyaretinden sonra tekrar izlemeye gittiği ressam ile ilgili  en etkileyici bulduğu nokta, ressamın resimlere düşünmeden başlayıp daha sonra şekillendirmesiydi. Bunu da bir kişinin ressama, “Resmi hayal edip başladınız değil mi?” sorusuna karşılık ressamın hayal kurmadan, plansız başladığını söylemesiyle anlamıştı. Ortaokulda okurken kuzeni ile birlikte kareli kağıda isimlerini yazıp gölgelendirmişler ve bunu hiç kimseyle paylaşmamış, kendi aralarında değerlendirmişlerdi.

M. Fatih Özcan, Siirt’te çarşıda gördüğü beyaz gri gölgelendirilmiş ve konturları çizilmeden bir zemine oturtulmuş “Aslan Giyim” tabelasının ne kadar güzel yapıldığını hiç unutmadı. Tabelayı yapan atölye Yılmaz Tabela idi.

Kendisini yönlendiren biri olmadığı için meslek olarak ne seçeceğini bilmiyordu. Hayali futbolcu olmaktı, ailesi desteklemiş olsaydı futbolcu olabilirdi. Lisede okurken Batman’da aynı zamanda tabelacılık yapan Şehmuz Durak adındaki ressam ve kardeşini bolca izledi, ressamları ve çalışma tekniklerinin tümünü gözlemledi. Belki de bir yere varmayı düşünmüş olabilirdi fakat asla bir reklamcı olmayı düşünmemişti.

Liseyi bitirdikten sonra Türkiye Petrolleri’nin jeologlara hizmet etmekte olan kamplarında şoförlük yapmanın dışında çadırları temizleyip, aşçıların yamaklığını yaptı. Burada çalışırken aynı zamanda İstanbul Güzel Sanatlar Fakültesi’ne ön kayıt yaptırdı. 1977 yılı puanları yüksek olduğu için o dönem Güzel Sanatlar Fakültesi’ne giremedi. Siirt Eğitim Enstitüsü’ne kayıt yaptırdı. Sınıf öğretmenliği okudu. Belli bir dünya görüşü olsa da asla ön saflarda olmayı düşünmedi. Eğitimi bittikten sonra öğretmen oldu.

Batman’da Özcan Tabela adında bir dükkan açtı ve fırçayla yazı yazarak mesleğe atılmış oldu. Aynı zamanda öğretmenlik görevi için atama yapıldı ve Batman’da göreve başladı. Hem öğretmenlik hem de tabelacılık işini bir arada yapıyordu. Aslında bu işe girmesinin amacı maddi zorluklar değil, gün içinde oluşan boşluğu doldurmaktı.Üç yıl sonra rotasyon nedeni ile tayini çıktı ve dükkanı kapatıp Karaman’da öğretmenlik görevini yapmaya başladı. O dönemde eğitim için gittiği Eskişehir’de eşiyle tanıştı, eşi İzmir’de çalıştığı için tayinini İzmir’e istedi ve burada çalışmaya başladı. O dönemde yaşam ekonomik olarak zordu. Öğretmen olan aynı zamanda tabelacılık yapan bir arkadaşının yanında bulunup ona yardımcı oldu. O dönemde Altındağ’da bir arkadaşıyla beraber Gün Tanıtım adı altında küçük bir atölye açtılar. Kısıtlı bir süre içerisinde işlerini yürütmeye çalıştılar.

Bir yıl sonra arkadaşı bu mesleği bırakmaya karar verdi ve Fatih Özcan tek başına bu işi yürütmeye başladı. Arkadaşıyla ayrıldıktan sonra Gün Tanıtım ismini kullanma gereği duymadı ve ilk çocuğu Gözde Özcan olduğu için firmasının adını “Gözde Reklam” olarak değiştirdi.

Ekonomik olarak İzmir’de zor durumda kalmamak için bir şeyler yapmak zorundaydı. O dönemlerde Ufuk Matbaası’ndan Halil Küncek ve birlikte çalıştığı arkadaşı Ufuk’un adlarını anmadan geçemiyor. Bir taraftan öğretmenlik yaptığı için okulda bulunduğu süre içerisinde Halil Küncek ve Ufuk Usta’nın gelen müşterileriyle ilgilenerek gösterdikleri destek ve katkı Fatih Özcan için çok önemliydi.

O dönemde merdiven altı çalışmayı hiç düşünmedi, ilk günden beri vergilerini ödeyen bir şirket oldu. Kısa bir süre sonra da Gözdecan Reklam Ltd. Şti. olarak yoluna devam etti. 1993 yılında kardeşi İzmir’e yerleşti ve işleri birlikte yürütmeye başladılar. Fatih Özcan için üretmek ve farklı şeyler yapabilmek bu mesleği çok özel kılmaktadır. O dönemlerde kendine örnek alabileceği iyi ustalar vardı. Atölyesinin karşısında Tek Reklam’ın sahibi Şevket Deva ve Hüseyin Deva vardı. Yaptıkları işler çok özeldi, onların yaptıkları işleri imrenerek izledi. Bezin üzerine şablon çıkararak yazdıkları bir sistemleri vardı.

Bu süre içerisinde teknoloji gelişiyordu, gelişebilmek ve ayakta durabilmek için bu teknolojiye ayak uydurması gerekiyordu. Kardeşinin karşı çıkmasına rağmen karar verdiği gibi 60 cm’lik bir plotter aldı. Plotter sayesinde işlerini geliştirip bir yerlere varmaya çalıştı. Sonrasında 120 cm’lik bir plotter daha aldı ve onunla biraz daha geniş çaplı çalışmaya başladı.

Teknolojiyi takip ederek gelişip büyüyebileceğini düşünerek dijital baskı makinelerini araştırmak için İstanbul’a gitti. Maddi olarak kendisini aştığı için 1997-1998 yılları arasında makinayı alamadı. O aralarda arkadaşlarından da destek alarak ışıklı tabela imalatına başladı. 2003 yılında hayalini kurduğu makinenin sahibi oldu. İşleri büyüyünce Gıda Çarşısı’nda yeni bir yere taşındı. Taşındığı muhitle birlikte işleri ve çevresi daha gelişmeye ve büyümeye başladı. Bu arada teknolojinin gelişmesiyle bünyesine yeni makinalar kattı. Router ve lazer aldı ve hedefi daha da büyüdü. Büyürken hiç kimseye zarar vermeden adımlarını birer birer atarak emin adımlarla bir yere varmak istedi ve bunu başardı.

2010 yılında Ticaret Odası seçimlerinde Birol Fedai ile tanıştı. Adını saygıyla andığı Birol Fedai iki anlamda da meslektaşıydı. Birol Fedai ARED Açıkhava Reklamcıları Derneği’ne üye olması için kendisini ikna etti. Fatih Özcan 2010’dan beri ARED Açıkhava Reklamcıları Derneği üyesidir ve 2011 yılından itibaren da ARED Yönetim Kurulu üyeliği yapmaktadır. Üyesi olduğu sivil toplum kuruluşları İzmir Ticaret Odası, İzmir Sanayi Odası, İzmir Sanayici ve İşadamları Derneği’dir. Kendisi için meslekte en önemli nokta insanlara katkı sağlayabilmek ve onları doğru yönlendirip memnun edebilmektir.

Fatih Özcan, Gözdecan Reklam Kırtasiye Ltd. Şti. adı altında aktif olarak sektörde hizmet vermeye devam etmektedir.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15

Bu yazıyı paylaş: