Ertürk Dölek

1939 yılında Kırıkkale’de dünyaya gelen Ertürk Dölek ev hanımı bir anne ve ağırlıkla hattatlık, inşaat, boya-badana, cami minber ve mihrabı yapan bir babanın altı çocuğundan en büyüğüdür.

Ertürk Dölek, kardeşlerin en büyüğü olduğu için işlerin her noktasında babasına yardımcı olmasıyla, önce çıraklık sonrasında ise kalfalık dönemlerini zor da olsa babasının yanında yaşadı. Teyzinatlar işlenirken desenleri babası çizer o da boyardı. Babası müthiş bir ustaydı. Osmanlı Turkuazı, Selçuklu Yeşili, Prusya Mavisi renklerini bulurken tonlarda biraz şaşma olsa ecdadımıza saygısızlık olur, renklerin tonları orjinallerine uyacak diye kıyametler koparırdı. Bursa, İstanbul ve Konya’daki camilerde mermer işlemelerden bal mumu ile kopyalar alır, onları kalıp haline getirir, sonra alçıya döker, mihraplara monte eder ve mermere benzetmek için boya ile mermer taklidi yapardı. Her aşamada babasına yardım ederken farkına varmadan hatırı sayılır beceriler kazanmıştı.

Babası İskender Usta cami mihrap ve minberleriyle uğraşırken Ertürk Dölek, yeni gelişmekte olan Kırıkkale’de  bir ihtiyacı tespit edip, hat becerisini tabela işlerine adapte ederek tabelacılığa başladı. İlk birkaç denemeden sonra talep patlaması olunca bu durumu babasından gizleyemez oldu. Babası üniversite okumasını, Kırıkkale’de kalmamasını istiyor, “Çalışıp paranın tadını alırsan okulu ihmal edersin” diyordu.

Bu dönemde Ertürk Dölek, lise takımında Kırıkkale Spor’da futbol oynuyordu. Tabelacılığı ikinci plana atmış gibi yapıp sanayide arkadaşlarının babalarının dükkanlarında gizli gizli çalışıp tabela yapmaya devam ediyordu. Kazandığı para annesi dahil herkesi mutlu ediyor ama yakalanınca da paparayı yiyordu. Sonunda bir yandan okuyacağına söz verip babasını ikna ederek Kırıkkale’de bir dükkan açtı. Kırıkkale’yi sinema afişleri ve resimli renkli tabelalarla donattı. Milli bayramlarda bütün devlet kuruluşları ile MKE Fabrikaları’na sabit çelenkler yapıyor ve popülerliğini katlıyordu.

Liseyi bitirme noktasına gelince babasına verdiği sözü gereği dükkanı bir arkadaşına devredip A.Ü Fen Fakültesi’nin yolunu tuttu. Bu sırada 1960 İhtilali olmuş, bütün ekonomi kilitlenmişti. Haliyle babasının işleri de bozulmuştu. Ev kirasını ödeyemedikleri gibi okul kitaplarını da alamamışlardı. Babasının bu sene gitme seneye gidersin demesine rağmen fırçalarını cebine koyup Ankara’daki macerasına atıldı. Posta, İzmir ve Sakarya Caddeleri’nde çoğu zaman karın tokluğuna hatta bazen Kızılay’dan Yenimahalle’ye yürüyerek çalışmaya başladı. Kısa sürede ustaları tarafından da kabul gördü.

O dönemlerde İstanbul’da, daha sonra dünya firması haline gelen CEN Ajans’ın kurucusu Cumhur Abacı ile tanıştı ve güzel günler tekrar başladı. Hem güzel işler yapıp para kazanıyor hem de okula devam ediyordu. Altın varak geçerli meslekti ve yapan da azdı. Eli işe yatkın olduğundan kısa sürede aranan bir usta olmuştu. Çok iş yapar durumdaydı fakat okul çok zamanını alıyordu. Okulu ve ardından da askerliği bitirdi. Okul bittikten sonra pek çok ağabeyinden ortaklık teklifi aldı. Neticede İzzet Usta ile çalışmaya başladı.

Bu arada pleksiglas ışıklı reklamlar piyasa bulmaya başlamıştı. Aynı zamanda bankalar da Anadolu’ya yayılmaya başlamıştı. Önce Yapı Kredi Bankası ile temas kurup, reklamlarıyla devreye girip sonra Etibank, Esbank, Ziraat Bankası, Halk Bankası reklamları ve şubeleriyle işi genişletmeyi başardı. Bilahare PTT’nin atılım yıllarında verzalit malzemenin bayiliğini alarak hem reklamcılık hem müteahhitlik yaparak iş hayatını devam ettirdi. Daha sonra verzalitten çizilmeyen, çakıyla oyulmayan okul sıraları, hastane mobilyaları üreterek reklamcılığı içine gömerek sanayiciliğe, seri üretime  başladı.

Ertürk Dölek halen aktif çalışmalarıyla sektörde hizmet vermeye devam etmektedir.

Bu arada farklı olarak yaptığı işler:

  • Yapı Kredi’nin “Size de bir yuva” sloganlı leylek amblemi. Işıklı 3 boyutlu renkli amblemi yapıp yetkililere gösterince çok memnun oldular. Yerini sağlamlaştırıp uzun süre çalışma imkanı yaratmış oldu.
  • Yazın İzmir Fuarı’na iş yapmaya giderdi. İhtiyaç çok, zaman yoktu. Gerilmiş ipeğe selülozik boyayla kalıp yapıp serigrafi baskı yapmayı keşfetmişyi, bu yöntemle epey iş yaptı.
  • Telefon herkesin kolay ulaşabileceği bir sistem değildi. Hele şehirler arası ve milletler arası telefon görüşmeleri için postaneye giderek sıra alınır, dakikalarca bazen saatlerce beklenir telefon bağlanınca da zar zor konuşulurdu. Zira telefonlar yan yana konulmuş birer tahta parçasına iliştirilmiş cihazlardan ibaretti. Sıra zaten  zor gelir, yanınızdaki telefonlarla konuşanların sesinden zor anlaşılırdı. Bunu tespit ettikten sonra pleksiglasstan telefon kabini imal etti. Kabul ettirmek zor oldu ama hem herkes rahatladı hem de postaneler estetik bir görüntüye kavuştu. Türkiye’deki bütün postaneler kullanmaya başladı.
  • Patronları sokaklar içinde bir şeyler geliştirmesini istediler. Sokaklarda kullanılabilen yağmur ve güneşten korunaklı sac ve camdan sokak tipi kabinler geliştirdi. Telefon ankesörlerini saçak altlarından ve lobilerden kurtarıp bütün dış mekanlara yayılır hale getirilmesine ciddi katkısının olmasının hem maddi hem manevi keyfini yaşadı.
  • Özal döneminde stadlar gelişmeye, çim yapılmaya ve kombine biletler satılmaya başlanmıştı. Beton basamaklar üzerine şablonla numaralar vuruluyordu. Stad kapılarında polistiren köpükten minder satılırdı. Bu eksiği tespit edip verzalitten stat koltuğu yapıp teklif etti. Ankara, İstanbul, Bursa, Trabzon stadlarına ve kapalı spor salonlarına yüz binlerce koltuk yaptı. İlk koltukları Adana Stadyumu’na yapmıştı. Koltukların altına çekirdek kabuğu ve izmaritler girince diğerlerini menteşeli yapmak gerekti.
  • Futbol seyircisine çelik dayanmaz demir çerçeve hiç dayanmaz. En iyisi plastik. İtalya’da gördüğü bir plastik koltuk parçasından istifadeyle kalıp yaptırdı. Kırılan ve yıpranan verzalit koltukları plastik koltuklarla değiştirmek gerekti. İlk Sakarya Stadyumu’ndan başlayarak sil baştan bütün stadları değiştirmek Dölek’e kısmet oldu.

1947 (640x426)1955 (470x640) 1948 (640x415) 1963 (640x610)1961 (640x610) 1962 (640x426) 1964 Konya (640x415)1967 Sivas (640x415) 1967 Sivas2 (640x431) 1967 (640x350) 1967 Istanbul-Bakirkoy (640x415) 1967-2 (640x415) 1969 Bingol (640x426) 1982 (640x426) 1984 Adana PTT Cemalpaşa (640x426) ed1 (640x411)

Bu yazıyı paylaş: